Her derde deva “AŞK”

Aşk için insanlık varolduğundan beri sayısız tarif yapılmış olup, hiçbir tarife sığmayacak kadar zengin her kişide farklı yaşanan ve yaşatılan bir duygulanım halidir.

Bu zengin duyguyu tadabilme bahtiyarlığına ulaşanlar olduğu gibi bunu hiç yaşamadan ve yaşatmadan ömrünü tamamlayan bahtsızlarda vardır. Malesef ikinci gurup büyük ekseriyeti oluşturmaktadır. Birde her yaşadığını aşk zanneden gafiller vardır ki onlar konumuz dışıdır.
Her insanda teorik olarak aşık olma potansiyeli ve kapasitesi olmakla birlikte bu kabiliyetin ve duygunun gelişmesi ve tekamülü gerekmektedir. Bazı insanlarda bu gelişme olmamış, olamamıştır. Bu duruma sebep olan başlıca faktörler;
Çocukluğundan itibaren sevgi görememe, duygusal yakınlık ve yoğunluk içerisinde bir atmosferde yaşamamadır. Hayatında  sevgi duygusallık yoğunluk ortamı görmemiş bir kişiden aşk gibi sevginin şahikası olan bir kavramı beklemek oldukça güçtür. Dolayısıyla insanların aşk gibi ulvi duyguları yaşayabilmesinde doğduğundan itibaren aile bireylerinden ve çevresinden sevgi ve şefkat görmesinin çok önemli bir rolü vardır. Sevgi ve şefkat duygusunu tatmayanlardan aşk gibi derin duygular beklenmemelidir.
 
Aşık olan insanda bedendeki değişiklikler;

Aşık olan insanların gözlerinde diğerlerinde olmayan bir ışıltı ve canlılık olur. Benzer bulgular kişinin cildine de yansır.
 
Tutum ve davranışları daha içten, samimi, cesur ve dürüst olur. Burada hissi yoğunluğun getirmiş olduğu kararlılık belirleyicidir.
 
Aşk insanda yaşama sevincini arttırır. Yaşama bağlar yaşama arzusu pik yapar. Buda immun sistemi ve hormonları olumlu etkiler. Bütün bunların toplamında kişinin ruh sağlığı, sağlıklı bir zemine kavuşur yeniden hayat bulur.
 
Aşk antidepresif bir ilaçtır. Depresyon da kaybedilen öz güven, kendini suçlama, kendini değersiz bulma duyguları, aşık olunmayla birlikte kendisi onaylanmış, kabul edilmiş, önemsenmiş, kıymet verilmiş hisseder ve yeniden özgüvenini kazanır.
 
Sağlıklı bir aşk ilişkisi olan,  kişi ruhsal açıdan da rehabilite olan kişidir. Ruhsal açıdan iyi olabilen insan sağlıklı bir sevgi duygusunu ruhunda en derin şekilde hisseder ve yaşar bir o kadar da yaşatır.
 
Aşk beynin daha iyi çalışmasını sağlar. Mutluluk hormonu dediğimiz dopamin ve seratoninde ki artış kişiyi mutlu etmekle kalmayıp aynı duyguyu , mutluluğu tekrar tekrar isteme davranışının üretilmesine sebep olur. Bu sevgiliye aşırı düşkünlük noktasına vardığı gibi kişiyi doyumsuz halede getirebilir.
 
Dopamin ve seratonin adlı nörotransmiterler aşık olan kişiyi, mutlu, canlı ve neşeli kılar, kişiyi daha konuşkan yapar. Esprili, muzip ve yaratıcı meziyetler Katar. Sosyal faaliyetlerde artış, ilgi alanlarının genişlemesi  bir çok tasarım çalışma ve projeler oluşturmak başlıca sosyal bulgularındandır.
 
Aşkın tabii sonucu olan cinsellik devreye girdiğinde buda sıradan bir cinsellikten öte içeriği zengin ve derin bir cinsel hayat dönemi başlatır. Cinsel ilişki sırasında salgılanan nörotransmiterler ve hormonlar; çiftlerin birbirlerine karşı olan bağlılıklarını arttırır.
 
Aşk, sevilme, sevme, mutluluk, saadet gibi duygular bunun getirmiş olduğu iç huzur ve uyum bağışıklık sistemini olumlu etkiler, olası kanser hücrelerinin vücuttan temizlenmesini arttırırlar.
 
Seratonin ve dopamin gibi nörotransmiterlerin artışı, tokluk hissinin artması, yemek yeme duygusunun körelmesini sağlarlar. Kişi aşkın etkisiyle daha dinamik bir ruh hali içinde olduğundan kilo vermesi kolaylaşır. Mutsuz yalnız ve sevgisiz insanlarda kilo alımı daha fazladır.
 
Aşk stresle başa çıkmada da önemli bir rol oynar. Stresin kolaylaştırdığı hastalıklara karşı adeta bir koruma kalkanı oluşturur.
 
Aşık olan insandaki yaşama sevincindeki artış, coşku, artan enerji, uyku ihtiyacını azaltır. Bunun yanında uyku kalitesi artar. Aşık olan kişi eskiye göre daha az uyur, kendini daha zinde hisseder.
 
Aşkın ve onun duygu zenginliğinin tabii sonucu ve zirvesi olan cinsellik ruhsal ve bedensel bütünlüğü sağladığı gibi kişinin uyku kalitesini de olağan üstü ölçüde olumlu etkiler.
 
Aşk cinsel isteği (libidoyu) belirgin oranda arttırır. Cinsel birliktelik kurma kabiliyet ve becerisini arttırdığı gibi cinsel sorunların üstesinden gelme konusunda da çiftlerin hayatını kolaylaştırır. Bu durumda cinsellik açısından aşkın tabii bir afrodizyak olduğunu söylemek bir abartı olmayacaktır.
 
Bu vesileyle 14 Şubat Sevgililer Gününüzü kutlarken herkesin, hepimizin, hepinizin aşk dolu bir yaşam sahibi olmasını diliyorum.
Aşkta ve sevgiyle kalınız…