Mevsim Değişiklikleri ve Sağlığımız
Çevre faktörü insanı birçok yönden etkilediği gibi sağlık konusunda da önemli roller oynamaktadır. Çevre faktörleri fiziksel, sosyal, biyolojik faktörler olarak değerlendirilirler. Mevsimsel faktörlerde bu çerçeve değerlendirilmeli. Mevsim değişiklikleri sağlığımızı etkilemekte bizi bazı tedbirler almaya zorlamaktadır.
 
Cennet vatanımız Türkiye’miz dört mevsim ve mevsim değişiklikleri açısından çok şanslı bir ülke konumundadır. Bize dört mevsimi yaşatmakta, sahip olduğumuz dünya nimetleri için hava ve çevre çeşitliliği açısından da bu dört mevsim özelliği uygun ortam temin etmektedir.
 
Bu avantajların yanında mevsim değişiklikleri vücudumuzu da etkileyip bir takım değişikliklere yol açmaktadır. Sıcak-soğuk değişiklikleri vücudun adaptasyonunda sorunlar oluşturmakta, buda  vücudun strese girmesine yol açmakta ve savunma sisteminde bir takım zafiyetlere yol açmaktadır.
 
Sonbahar-kış aylarında vücudun direncinin düşmesi sonucu gribal salgınlara sık rastlanmaktadır. Bu durum kalp, hipertansiyon ve diyabet gibi kronik hastalıklarda çok daha fazla risk yaratmaktadır.
 
Grip virüsü, kalp, hipertansiyon ve diyabet hastalarında veya geriatrik (yaşlılık) vakalarda çok daha hızlı ilerleyerek zatürreye dönüşebilmekte ölümle neticelenen vahim durumlara sebep olabilmektedir.
 
Ani değişen ısı ve nem oranlarında uykusuzluk, halsizlik, yorgunluk, depresyona yol açmaktadır.
Aşırı stresli, heyecanlı ve sinirli kişiler mevsim geçişlerinde kendilerini güçsüz hissederler ve hastalanmaya uygun bir ortam sahibi olurlar.
Mevsim değişikliklerinde bazı hormon değişimleri de ortaya çıkabilir, iştah artışına sebep olabilir. Mevsim değişiklikleri tiroit problemi olan kişilerde olumsuz yönde etkileyebilir. Sıcak-soğuk hava geçişleri sebebiyle yorgunluk, stres ve gerginlik tiroit hormon düzensizliklerine sebep olabilmektedir.
 
Mevsim değişiklikleri; puslu, sisli, nemli ve gecenin uzun olduğu sonbahar-kış aylarında vücudumuzun mutluluk hormonu olan serotonin seviyesi düşük olmakta buda depresyon ve melankolik bir ruh halini doğurmaktadır.
 
Bu depresif durum hafif geçiştirilebildiği gibi ağır bir seyir gösterme şeklinde de ortaya çıkabilir. Bu durum insanların iş hayatındaki randımanını olumsuz etkilemekte, ayrıca özel hayatlarında da sıkıntılı bir sürece girilmesine sebep olabilmektedir. Sosyal hayatta da uyumsuzluklar olarak da tezahür etmektedir.
 
Ofis ortamı gibi kapalı ortamlarda çalışanlarla, fiziksel aktivite gerektiren işlerde çalışanlarda da mevsim değişiklikleri bilhassa sonbahar-kış aylarında yataktan yorgun ve bitkin kalkma adeta sabah “yataktan kazınma” halini alır. Bunun tabii sonucu iç sıkıntısı ve mutsuzluktur. Buda iş ortamındaki verimi, adaptasyon güçlüğü, konsantrasyon zorluğunu, enerji azalmasını ve dikkat dağınıklığını getirmektedir.
Kadınların hormonal ve psikolojik dengeleri daha hassas olduğu için bu dönemlerde kadınlar daha fazla etkilenmektedir.
Diyabet, kalp ve hipertansiyonu olan kişilerde bu problemler daha büyük boyutlarda yaşanır.Aynı durum yaşlılar, hamileler, ve çocuklar için de geçerlidir.
 
Bu grup hastalar daha yakından takip edilmeli, ilaçları muntazam alınmalı, dengeli ve dikkatli beslenmeli, bol su tüketmeleri öğütlenmelidir.
Bilhassa yaz aylarında aşırı terlemeyi takiben gelişen sodyum, klor ve potasyum kaybı iyi takip edilmeli. Mineral ve elektrolit tedavisi gerekirse yapılmalıdır.
 
65 yaş ve üstü kişiler ve çocuklar bağışıklık zafiyeti sebebiyle risk oranı en yüksek gruptur. Bunların daha özel protokollerle takibi gerekir.
Sisli-puslu-nemli havalar bilhassa yaşlı hastalarda adale ve eklem ağrılarını arttırmaktadır.
İnfeksiyon hastalıkları da bu dönemlerde uygun zemin bulup sinüzit, rinit, tonsillet, otit faranjit, larenjit gibi üst solunum yolu hastalıklarına yol açarlar.
Kış aylarında kilo alımı kolaylaşır. Hava koşulları sebebiyle hareket süresi ve ortamının azalması sonucu kış aylarında metabolizma yavaşlar. Havalar soğuğunca vücut, ısısını dengede tutabilmek için kendini korumaya alır ve yağ depolanır. Bunun tabii sonucu vücudun yağlanması ve kilo artışıdır. Yağ vücut için gerekli olan A, D, E ve K vitaminin emilimi sağladığı gibi vücut için gerekli ısının kaynağını da oluşturur.
 

MEVSİM DEĞİŞİKLİKLERİNDE ALINMASI GEREKEN TEDBİRLER
 

  • Havalardaki istikrarsızlığa kanıp çok kalın ve çok ince giyinilmemeli. Normal kalınlık hedeflenmeli,
  • Mümkün olduğunca kapalı ve havasız ortamlardan uzak durulmalı. Eğer ofis ortamındaysanız ara sıra hava alınabilir yerlere çıkılmalı veya ortam sık sık havalandırılmalı,
  • El temizliğine dikkat edilip özellikle göze temas ve ovuşturmadan kaçınılmalı,
  • Grip hastaları tecrit edilmeli, yatak istirahati önerilmeli zorunlu durumlarda maske kullanılmalı,
  • Grip ve zatürre aşıları yaptırılmalı. Bilhassa yaşlı, diyabetik, astımlı, kalp hastaları muhakkak aşılanmalı,
  • Dengeli ve sağlıklı beslenilmeli. Meyve sebze tüketimine ağırlık verilmeli. Vücut direncini güçlendiren C vitamini ve C vitamini kaynağı besinler tüketilmeli. Başlıcaları; Mandalina, portakal, limon, maydanoz ve biberdir.
  • Meyve ve sebzeler iyice yıkanmadan tüketilmemeli,
  • Bol su içimi teşvik edilmeli, aşırı soğuk su içilmemeli,
  • Aşırı yağlı yiyeceklerden kaçınılmalı, hafif ve lifli gıdalar tercih edilmeli,
  • A vitamini; Antioksidan özelliğe sahiptir. Serbest radikallere karşı önemli faktördür. Buda bağışıklık sistemini güçlendirir. Havuç, ıspanak, brokoli, kayısı, mandalina, portakal A vitamininden zengin gıdalardır.
  • E vitamini; Antioksidandır. Bitkisel yağlarda fındık, ceviz ve yeşil yapraklı sebzelerde vardır. Bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • Ara öğünler ihmal edilmemeli. Ana öğünlerle birlikte ara öğünler alınmalı iştah bu vesileyle kontrol altında tutularak kilo alımı engellenmelidir. Öğün atlama ve ara öğün almama bir sonraki öğünde aşırı ve kalorisi yüksek gıdaların alınmasına sebep olmakta buda kilo alma sonucunu doğurmaktadır.
  • Spor ve düzenli egzersiz programlarının uygulanması yorgunluk, halsizlik ve depresyon şikayetleri olan kişilerde konsantrasyon arttırıcı, motivasyonu güçlendirici etki yapmaktadır.
  • Genellikle hafif sporlara balık tutma, avcılık, yürüyüş gibi sporlara öncelik verilmelidir. Haftada en az 3-4 gün 45 dakika -1 saat arası tempolu yürüyüş sağlığımıza ve psikolojimize çok olumlu katkı sağlamaktadır. Bunu bir zorunluluk diye değil bir yaşam tarzı haline getirmek sağlığımız için elzemdir. Bu bizi 4 mevsim dinamik ve enerjik yapacaktır.
  • Hobilerde insan psikolojisine olumlu katkı sağlamakta, zihni dinlendirmekte, zararlı alışkanlıklardan uzak tutmaktadır.
  • Düzenli uyku bağışıklık sistemi için en vazgeçilmez unsurdur. Geç yatmaktan sakınmak, en az 8 saat düzenli uyumak bizi hem zinde tutar hem de vücudun dinlenmesi ve kendini onarması için fırsat verir. Düzenli ve yeterli uyku direncimizin yüksek tutulması için vazgeçilmez bir ihtiyaçtır. Sigara ve alkolden uzak durulmalıdır.
  • Herhangi bir rahatsızlıkta ve olumsuzlukta zamanında tedavi ve danışmak gayesiyle özellikle branş doktorlarına müracaat edilmeli, tavsiyelerine ve reçetelerine muhakkak uyulmalıdır.
  • Dört mevsimin bütün güzelliklerini hakederek yaşamak için, onu hakedecek şekilde yaşamayı öğrenmeli ve gereklerini yerine getirmeliyiz.